Değerlerde Eylem ve Söylem Birliği

Published by koru on


Filiz Yurttaşer
MYK Belgeli Profesyonel Yaşam Koçu &
CharacterIX Kişilik Envanteri Danışmanı

“Değerler, insanca yaşam için şarttır.”
İonna Kuçuradi

Değerler, bizim fizik bedende görünmeyen ancak bizden önce ismimizin gölgesi gibi bizi yakından takip eden, toplumdaki yerimizi belirleyen özelliklerimizdir. Bu özellikler; en temelde duygu, düşünce ve davranışlarımızın sonucunda içinde bulunduğumuz toplumun yazılı ya da yazılı olmayan kurallarının bir sembolü niteliğindedir. Bu, “Kişiyi nasıl bilirdiniz/bilirsiniz?” sorusunun cevabıdır.

Çünkü her birimiz içgüdüsel yetilerimizin farkına varıp; ailemizden aldığımız, okulda eğitimin bize kattıkları ve toplumsal olarak uyumlandığımız ortak değerlere sahip olmanın yanında; en zor, en savunmasız ya da çaresizce haksızlıklara maruz kaldığımız zamanlarda bizi ayağa kaldıran ya da havlu atıp ortamdan çıkıp gitmemizi tetikleyen, sonuna kadar doğru bildiğimiz şeyi savunmamız ve gerekirse bunun için savaşmamız gerektiğini bize hatırlatan, diz çökmek yerine bizi küllerimizden yeniden doğmaya teşvik edip elimizden tutan, aslında bizi biz yapan kişisel özelliklerimiz bizim değerlerimizdir. Bir ölçüde, kişinin markasıdır değerler.

Akıl Süzgecinden Geçen Değerler

Değerlerimizin rasyonel oluşunu anlamak için başkalarını modelleyerek körü körüne sorgulamadan inanmak yerine; akıl, zeka ve zihin süzgecinden geçirip mantıksal bir doğruya oturttuğumuzda bir anlam ifade ediyor. Ancak o zaman bedenimizi saran bir elbise gibi bizi en iyi şekilde temsil ediyor. Aksi halde, ya bir numara dar ya da bir numara bol bir elbise misali bedenimize uymuyor. Elbisenin gerçekten bize uyup uymadığını zor anlarımızda aldığımız kararlar, refleks ve davranışlarımızın değerlerimize ne ölçüde tutkuyla bağlı olduğumuz ya da olmadığımızın sınavını verdiğimiz alanlarda ortaya çıkıyor.

Koçluk seanslarımda danışanlarıma değerler çalışması yaptırdığımda, genelde toplumda kabul görmüş seçimler yaptıklarını, söylem ve eylemlerinin senkronize olmadığını dinliyorum. Pratikte kişinin bazen değerlerini gerekçelerine göre esnettiğini ancak iletişimde olduğu kişilerden değerlerine katı bir şekilde saygı duyulmasını beklediğini görüyorum.

Bu durumda, değer isim olarak aynı ancak kişinin zihin dünyasındaki tanımının toplumsal normlardan farklı olduğunu gözlemliyorum. Bu farkın tek başına olmasa da kişinin duygu, düşünce, davranış ve deneyimlerinin bir ürünü olduğunu biliyorum.

İçselleştirilmeyen Kavramlar ve Çelişkiler

Tüm bunların dışında kişinin sahip olduğu değerlerin özünde içselleştirilmediği, yani akıl, zihin ve zeka süzgecinden geçirilmeden sadece toplumsal kabul gören kişisel özellikler olduğu için bu kavramların ismen ifade edilse de hayatın içinde yerini bulmadığı açıktır. Tıpkı, namaz kılıp oruç tutan bir kişinin yerlere kuruyemiş kabuklarını ya da sigara izmaritini atmakta hiçbir beis görmemesi gibi…

Gerçek inançlı bir kişi, özünde dini vecibelerini yerine getirirken ne için ve kim için bu vecibelere tabi olduğunu bilir; kendisinin sınırının bittiği yerde bir başkasının sınırının başlayacağını idrak eder. Dini vecibelerine bir şekil olarak uyumlanmak yerine, yaptığı hareketin sonucunda kime nasıl olumsuz etkisinin olacağını tartar. Bu örnekteki kişi temizlik, inanç, çevre gibi değerleri önemsediğini ifade etse de özünde değerlerin ne anlam taşıdığını içselleştirmediği kolayca tespit edilebilir.

Tıpkı, değerinde “uyum” olan bir kişinin evindeki tuvaleti temiz tutup dışarıda kullandığı tuvaletleri özenle kullanmaması gibi… Oysa, “toplumsal uyum” tek başına sakin ve huzurlu bir yaşamı değil; büyük resimde çok daha derin anlamlar taşıdığı, ortak yaşam alanlarının da güvenli ve eş değer kullanıma açık olduğu gerçeğinden yola çıkarak aynı titizliğin kişisel/toplumsal alanlarda da izlenmesi gerektiği aşikardır.


Toplum, Birey ve Değer Aktarımı

Yine değerleri arasında vatan, bayrak olan bir kişinin olası bir savaş anında askerlikten çağrılması durumunda çeşitli gerekçelerle bu çağrıya olumsuz yanıt vermesi gibi eylem ve söylem arasındaki farklı örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sonuç olarak kişinin özdeğeriyle uyumlu olması halinde olumlu, değilse olumsuz değerlenecektir. Bir toplumda aynı olaya, aynı davranışa verilen farklı tepkilerin özünde de bu bakış açısı yatmaktadır. Toplum bireylerden, birey de toplumlardan doğmaktadır. Bu söylemden toplumdaki bireylerin birbirlerini aynaladıkları sonucuna ulaşabiliriz.

Toplumsal olarak değerlerimiz genelde ahlak ve etik kurallarla ölçümlenir. Kişiliğimizin bel kemiği olan sevgi, saygı, dürüstlük, özgürlük, nezaket, fayda yaratma gibi değerler kişisel değerlerimizi içerirken; kültürel değerlerimiz vatan, bayrak gibi daha toplumsal bir çatıdan bakış açısıyla oluşan ve bizi bir arada tutan değerlerimiz arasındadır.

Gelecek Nesillere Miras

Sağlıklı iletişim kurmak, ahlaklı ve etik kurallara uyum, kişisel sınırların belirlenmesi ve başkalarının sınırlarına özen gösterilmesinin temelleri ilk olarak doğulan evde atılır. Bu nedenle ebeveynlerin;

  • Çocuklarına doğru rol model olmaları,
  • Eylem ve söylem birliğine önem vermeleri,
  • Kuralları akıl süzgecinden geçirerek nedenlerini açıklamaları,

sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesini sağlayacaktır.

Filiz Yurttaşer
MYK Belgeli Profesyonel Yaşam Koçu &
CharacterIX Kişilik Envanteri Danışmanı


NOT: Kişisel değerler ve içsel çatışmalar üzerine yapılan bu değerlendirmeler farkındalık amaçlıdır. Eğer bu çatışmalar günlük hayatınızı felç eden yoğun bir suçluluk duygusu, anksiyete veya klinik düzeyde bir takıntıya dönüşüyorsa, bir koçluk desteğinden ziyade uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurmanız önerilir.

Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2025 Ocak Sayısında


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir