Halide Edip Adıvar’ın Başarı Hikâyesi

Published by koru on


“Yazmayı yazmak için severim. Bir insanın nasıl sesi olur da söylerse ben de bir kuş öter gibi yazdım. Yazmak hayatımın büyük bir hazzıdır. Ve katiyen şöhret düşünmezdim. Çocukluğumdan beri içimden çıkmak isteyen bir sanat arzusu vardı. Çocukken de hikâyeler tasavvur eder, o vakit hikâyelerimi bir aktris gibi oynardım. Hiçbir gaye düşünmedim.”

Sultanahmet Meydanı’nda Bir Ses

15 Mayıs 1919… İzmir’in işgali haberi İstanbul’da büyük bir öfke ve hüzün yaratır. Binlerce insan Sultanahmet Meydanı’nda toplanır. Meydanın ortasında, ince yapılı bir kadın kalabalığa seslenir: “Milletin hayatı tehlikededir. Bu tehlikeye karşı koymak için hep birlikte harekete geçmek zorundayız!

O kadın Halide Edip’tir. Cesur konuşmasıyla yalnızca o gün değil, bütün bir millete umut olur. Onu unutulmaz kılan, yalnızca kalemi değil; düşüncesini eyleme dönüştüren cesareti ve harekete geçme iradesidir.

Çocukluk ve Gençlik Yılları

Halide Edip, 1884 yılında İstanbul Beşiktaş’ta doğdu. Babası, II. Abdülhamit döneminde sarayda görevli Mehmet Edip Bey’di. Annesi Bedirfem Hanım’ı küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı.

Yedi yaşında, yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden, bir öğrencinin jurnali üzerine Padişah II. Abdülhamit’in emriyle bir yıl sonra uzaklaştırıldı ve eğitimine özel derslerle devam etti. İngilizce öğrenirken çevirdiği Amerikalı yazar Jacob Abbott’un Ana adlı kitabı 1897’de yayımlandı. Bu çeviri nedeniyle 1899’da II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra koleje geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrendi ve Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın oldu.

Mezuniyetinin ardından matematik öğretmeni Salih Zeki Bey ile evlendi. Evliliklerinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat (Matematik Sözlüğü) adlı eserini hazırlarken yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin biyografilerini çevirdi. Sherlock Holmes hikâyeleri ve Shakespeare’in Hamlet çevirisi de bu dönemde ortaya çıktı. 1903’te ilk oğlu Ayetullah, on altı ay sonra ikinci oğlu Hasan Hikmetullah dünyaya geldi.

II. Meşrutiyet ve Savaş Yılları

II. Meşrutiyet’in özgürlük ortamında gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin gazetesinde yayımlandı. Ancak yazıları muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle iki oğluyla Mısır’a gitmek zorunda kaldı. Oradan da İngiltere’ye gitti. Burada tanıştığı gazeteci Isabelle Fry sayesinde Bertrand Russell gibi fikir insanlarıyla bir araya geldi.

1909’da İstanbul’a geri döndü, gazete yazılarına ve romanlarını yazmaya devam etti. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik yaptı, vakıf okullarında müfettişlik görevinde bulundu. Eşi Salih Zeki Bey’in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı.

1912 yılında Balkan Savaşı başlamıştı. Halide Edip bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne’un The Psychological Principle of Education (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı.

I. Dünya Savaşı başladığında Cemal Paşa’nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye’ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Bu yıllarda Adnan Adıvar ile evlendi. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı üç perdelik operanın librettosunu yayımladı. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 kez sahnelendi. Türk ordularının Lübnan ve Suriye’yi boşaltması üzerine 1918’de İstanbul’a döndü.

Millî Mücadele’de Bir Kadın Kahraman

Halide Edip, İstanbul’a döndükten sonra Darülfünun’da Batı edebiyatı okutmaya başladı. 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenleniyordu. İyi bir hatip olan Halide Edip, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı. Yaptığı nutuk büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edip’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlık yapmadan yaptığı konuşmalar, halkın gözünde onu daha da büyüttü.

Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ye silah kaçırma işinde rol aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiğinde, hakkında idam emri çıkarılan kişiler arasında Halide Edip ve eşi Dr. Adnan da vardı. Halide Edip, eşiyle birlikte İstanbul’dan gizlice ayrıldı. At sırtında yola çıkan çift, Geyve’ye ulaştıktan sonra Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya geçti.

Anadolu Ajansı ve Cephedeki Mücadele

Yunus Nadi Bey ile birlikte Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması önerisi Mustafa Kemal Paşa’dan onay görünce, Halide Edip burada çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, hatta ayak işlerine bakanı olarak görev yaptı. Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlularına afiş yapıştırılmasını sağlamak, Avrupa basınını takip etmek, Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal’in yabancı gazetecilerle görüşmelerinde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi’nin çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal’in yazı işlerini yürütmek onun sorumlulukları arasındaydı.

1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın haziran ayında İnönü muharebelerinde yaralanan askerlere Eskişehir’de hasta bakıcılık yaptı. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Dönemin önde gelen yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yusuf Akçura’nın yer aldığı Tetkik-i Mezalim Heyeti’nin başına getirildi. Ağustos’ta Yunanlılara karşı Büyük Taarruz başladığında at sırtında Ankara’dan İzmir’e kadar Türk ordusunu takip etti. Görevi, Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamaktı. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseltildi.

Halide Edip, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra Mustafa Kemal ile birlikte İzmir’e girdi. Mustafa Kemal, İzmir’de Latife Hanım’ın ailesi tarafından Göztepe Köşkü’ne davet edildiğinde Halide Edip’i de yanında götürdü. Böylece Latife Hanım ile Mustafa Kemal burada tanışmış oldu.

Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.

Yurt Dışı Yılları ve Akademik Kariyer

Cumhuriyetin ilanından sonra Halide Edip, Mustafa Kemal Paşa ile fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar’ın kuruluşunda yer aldığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılıp Takrir-i Sükûn Kanunu kabul edilince iktidar çevresinden uzaklaştılar. 1939 yılına kadar dört yıl İngiltere’de, on yıl Fransa’da olmak üzere yurt dışında yaşadılar.

Halide Edip, yurt dışında bulunduğu dönemde Türk kültürünü tanıtmak amacıyla pek çok konferans verdi. İngiltere’de Cambridge ve Oxford, Fransa’da Sorbonne üniversitelerinde konuştu. 1928 yılında ABD’ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü’nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. 1932’de Columbia Üniversitesi College of Barnard’ın daveti üzerine ikinci kez ABD’ye gitti ve bu seyahatte Yale, Illinois, Michigan gibi üniversitelerde konferanslar verdi. 1935 yılında Hindistan’a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi.

1936’da en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali The Daughter of the Clown yayımlandı. Aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edilen eser, 1943’te CHP Roman Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu.

1939’da İstanbul’a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi. On yıl boyunca bu kürsünün başkanlığını yürüttü. Shakespeare üzerine verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı.

Siyasi Yaşam ve Vefatı

1950’de İzmir milletvekili olarak TBMM’ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev yaptı. 5 Ocak 1954’te Cumhuriyet gazetesinde “Siyasi Vedaname” başlıklı yazısını yayımlayarak görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede çalışmaya başladı. 1955’te eşi Adnan Bey’i kaybetti.

Halide Edip Adıvar, 9 Ocak 1964’te İstanbul’da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle vefat etti. Merkezefendi Mezarlığı’na, eşi Adnan Adıvar’ın yanına defnedildi.

Başardıkları ve Bıraktıkları

Halide Edip, yalnızca işgal yıllarının zorluklarıyla değil, aynı zamanda kendi toplumunun önyargılarıyla da mücadele etti. Kadın olduğu için eleştirildi, fikirleri yüzünden hedef gösterildi. Ama hiçbir zaman yazmaktan, üretmekten ve inandığı değerleri savunmaktan vazgeçmedi.

Kadınların eğitimini ve özgürlüğünü savunan yazılarıyla öncü bir rol üstlendi. Romanları, makaleleri ve anılarıyla Türk edebiyatının temel taşlarından biri oldu. Millî Mücadele’nin en güçlü kadın figürlerinden biri olarak tarihe geçti. Hem kalemiyle hem de eylemleriyle gelecek kuşaklara örnek bir hayat bıraktı.

Halide Edip Adıvar, Türk kadınlarının yalnızca eğitimli olabileceğini değil, aynı zamanda toplumsal hayatta da aktif rol alabileceğini gösterdi. Halide Edip’in hayatı bize şunu öğretir: Başarı yalnızca hayal etmekle değil, harekete geçmekle mümkündür. O, cesaretiyle, kalemiyle ve mücadelesiyle hem kendi çağını dönüştürdü hem de bizlere ilham bıraktı.

Koru Coaching Magazine, Sayı 12 – 2025 Ekim




0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir