Bir De Buradan Bakalım

“İnsanlar için itici güç, geçmişte aldıkları sonuçlar değil, kendi belirledikleri hedefe doğru ilerlemektir.” — Kendinle Savaşma Sanatı
Zeynep Kalaycı Çanakçıoğlu
Profesyonel Koç (@zeynepkalayci_donusumakademi)
Merhabalar sevgili dostlar. Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bir önceki yazımda sorunun; dünyayla, hayatla, başkalarıyla veya çocukluk travmalarıyla ilgili değil, tamamen nasıl görmek istediğin, nasıl anlam yüklediğin ve farkındalığın ile ilgili olduğunu söylemiştim. Şimdi gelin birlikte, neymiş bu bakış açısı bir de oradan bakalım.
Psikolojinin Üç Devinden Biri: Alfred Adler
Bugüne kadar psikoloji genellikle Freud ve Jung’un bakış açısıyla ilişkilendirildi. Sizlere psikolojinin üç devinden biri olan Alfred Adler’den ve Adler Psikolojisi‘nden bahsetmek istiyorum.
Adler Psikolojisi’ne göre, hiçbir deneyim başarımızın ya da başarısızlığımızın nedeni değildir. Adler der ki: “Deneyimlerimizin yarattığı şok –sözüm ona travma– yüzünden sıkıntı çekmeyiz, bunları amaçlarımıza uyduğu şekilde biz yaratırız. Bizi deneyimlerimiz belirlemez ama bunlara verdiğimiz anlam belirler.”
Determinizm mi, Teleoloji mi?
Bugünkü durumumuzu genellikle geçmişe dayalı bir nedenin sonucu olarak gördük. Yani şu anda kim olduğumuz (sonuç), geçmişteki olaylarla (neden) belirleniyor diyoruz. Adler Psikolojisi ise buna katılmaz! Eğer her şey neden-sonuç ilişkisine bağlı olsaydı, dünya benzer travmaları yaşamış aynı tip insanlarla dolu olmaz mıydı?
Eğer geçmiş şimdiki zamanı belirliyor ve nedenler sonuçları kontrol ediyorsa, buna belirlenimcilik (determinizm) denir. Determinizm, geleceğimizin geçmiş tarafından çoktan yazıldığını ve değiştirilemez olduğunu savunur. Oysa Adler’e göre geçmişin bir önemi yoktur; o, “nedenlere” değil, “şimdiki hedeflere” odaklanır. Buna Teleoloji (Amaçsallık) denir.
Belirlenmiş Hedeflerin Gücü
Diyelim ki bir işe giriyorsunuz ama korkular yaşıyor, mutsuz oluyorsunuz. Adler Psikolojisi‘ne göre; sizin belki de daha önceden “çalışmamak” gibi örtük bir hedefiniz vardı ve bu hedefe ulaşmak için kendinize bu sorunları ve semptomları yarattınız. Adler, Freudyen bakışın aksine travma kavramını reddeder; bizi duygularımızın değil, amaçlarımızın yönettiğini söyler.
Bireysel Psikoloji‘nin kurucusu olan Adler, insanı bütüncül ele alır. Ona göre her davranışın altında yatan üç temel amaç vardır:
- Güçlü olmak (Kendini güçlü hissetme)
- Emniyette olmak
- Ait hissetmek
Yaşam Tarzı ve Farkındalık
Her birey çocukluktan itibaren bir yaşam tarzı (life style) geliştirir ve tüm hayatını buna göre anlamlandırır. Bu bağlamda koyduğumuz hedefler örtük olabilir, kişi kendisi bile farkında olmayabilir; ancak tüm eylemler bu amaçlar doğrultusundadır. Adler için sosyal ilgi ve bütünlük ön plandadır.
Kendimizi değerlendirirken Freud’un süper egosu veya Jung’un bilinçdışının yanına Adler’in “hedef odaklılığını” da eklemeliyiz. Güneş gözlüklerimizi çıkarıp dünyaya yeniden bakmak dileğiyle, sizi şu soruyla baş başa bırakıyorum:
Bugünkü yaşadığınız hayatın ve durumunuzun altında hangi “hedefleriniz” var?
Sevgiyle kalın dostlar.
Zeynep Kalaycı Çanakçıoğlu Profesyonel Koç
Kaynak: Kendinle Savaşma Sanatı, Ichiro Kishimi, Fumitake Koga, Koridor Yayıncılık
NOT: Bu yazı, Adlerci yaklaşım çerçevesinde kişisel gelişim ve bakış açısı değişimi üzerine kurgulanmıştır. Metinde geçen “travmanın reddi” ifadesi felsefi ve teleolojik bir perspektiftir; klinik düzeydeki Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), ağır depresyon veya anksiyete bozuklukları tıbbi müdahale gerektirir. Bu tür durumlar için mutlaka bir psikiyatrist veya klinik psikolog desteği alınız.
Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2024 Ekim Sayısında
0 yorum