Hayatın Ritmi

Müzeyyen Serap Dayı
Kişisel Gelişim Uzmanı,
Kuantum Yaşam Koçu,
NLP Master Trainer
@mserapdayi
“Her nerede olursan ol, o her zaman için başlangıç noktasıdır. Hayat bu yüzden böylesine güzel, böylesine genç, böylesine tazedir.”
– Osho
Yazıma bir soruyla başlamak istiyorum: Duygularımızın her birine bir renk verseydik, bunlar hangi renkler olurdu? Bu sorunun, yaşadığımız duyguları fark etmemize ve onları daha iyi tanımamıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Ben de günlük hayatımda kendime bu tarzda sorular sorarak duygularımı keşfediyorum.
Hepimiz, altı temel duygumuz olan sevinç, üzüntü, öfke, korku, tiksinme ve şaşkınlıkla doğarız. Bahsettiğim bu duygular, “Ritim” kelimesini duyduğumda aklıma gelen ilk düşünceler; harekete geçmek, adım atmak, hayallerime doğru ilerlemek olur. Peki, size sorsam: Ritim deyince sizin aklınıza hangi düşünce veya kelime geliyor? Aslında bu kelime, içinde o kadar derin manalar barındırıyor ki, üzerine düşününce bulabiliyorsunuz.
Hayat Yolculuğunda Bir Mola
Sizi şimdi bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Hayat yolculuğuna… Tam şu anda “Hayat nasıl gidiyor?” diye bir soruyla karşılaşsanız, cevabınız ne olurdu? Çoğu insan “İyi gidiyor, koşturmaca… Ne olsun?” diye cevap verebilir. Koşturuyoruz da ne için? Bir hedef veya hayatta bir amacımız var mı? Bir durup buraları da düşünmek, insana değişik bakış açıları kazandırır. Hayatın içinde koştururken bazen kendimizi unutuyoruz. Her gün aynı geçiyor, konfor alanından çıkıp hedeflerimize, hayallerimize doğru hareket etmeye korkuyoruz.
İçimizdeki Sabote Ediciler
Gelin birlikte, bu korkuya neden olan, bizi harekete geçmekten alıkoyan sabote ediciler neler olabilir diye düşünelim. Benim aklıma gelen saboteler:
- Mükemmeliyetçilik: “Ya en iyisi olmazsa?” düşüncesiyle hiç başlamamak.
- Rezil Olma Korkusu: Başkalarının ne düşüneceğine dair duyulan kaygı.
- Ego-Zihin: “Sen yapamazsın, biz böyle iyiyiz” diyerek bizi konfor alanında tutan iç ses.
Sabotelerin Üstesinden Nasıl Geliriz?
Bu noktada size kendimden birkaç örnek vermek istedim. Eskiden ben de her şeyin mükemmel olmasını isterdim ve bu, beni harekete geçme konusunda zorluyordu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşma kitabını okudum. Bu kitabın son anlaşması olan “Yapabildiğinin en iyisini yap” cümlesi, benim bu mükemmeliyetçiliğimin geçmesine, rahatlamama ve hemen adım atmama sebep oldu.
- Rezil Olma Korkusu İçin: Kendime “En kötü ne olur?” diye soruyorum ve o adımı atıyorum.
- Ego-Zihin İçin: “Ben kararlıyım, bu hedefe ulaşmayı seçiyorum” diyerek, hedefi mikro parçalara bölerek ilerliyorum.
Hayatın ritmini aslında akışa kendimizi kaptırıp, anda kalarak yaşayabilir; içimizdeki potansiyeli ortaya çıkarıp başarılara imza atabiliriz. Hayatımızda olan her şey, bizi daha iyi noktalara getirmek ve gelişimimize yardım etmek için var. Onları kabul edip yola azimle devam etmek önem kazanıyor. Bu şekilde düşünürsek hayat, bize hareketli bir şarkıyla dans ederken hissettiğimiz neşe, coşku ve ihtişamla gelir.
Unutmayın, her an yeni bir başlangıçtır.
Müzeyyen Serap Dayı
Kişisel Gelişim Uzmanı
Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2026 Ekim Sayısında