Değerlerin Karakter Oluşumundaki Etkisi Nedir?

Nurhayat Kayar
Yazar, Profesyonel Koç
“Adalet, dürüstlük, saygı, sevgi gibi değerler zaten bizde mevcuttur. Önemli olan bu konuda yeniden düşünmek ve yüzeysel bilginin ötesine geçmektir.”
Değerlerin Karakter Oluşumundaki Etkisi Nedir?
Elbette bu konu insanlık tarihi kadar eski. Çünkü insanın varoluşundan bu yana davranış konusu merak edilmiş bir alan. Baktığımız zaman Antik Yunan çağından bu yana filozoflar insan karakterinin nasıl oluştuğunu ve değerlerin önemini sorgulamış.
Mesela Sokrates yalın ve görünen bilgiyi aşmak, gerçek bilgiye ulaşmak için insanların davranışlarıyla çalışmış. Çünkü insan var olduğundan bu yana değerlerin yapılandırılması önemli bir konu olmuş.
İnsan aynı zamanda toplumsal bir varlık olmasından dolayı bu konu hâlâ önemini koruyor. Ve karakterin şekillenmesinde başlangıçta kutsallık ve tanrılar, daha sonra yapılandırılmış din ve sosyal kurallar etkili olmuştur.
Bugün insan karakterinin şekillenmesinde evrensel hukuk kuralları, toplumsal normlar, kişinin kendisi ve ailesi ortak rol oynamaktadır. Elbette 21. yüzyılda artık din konusunda geçmiş çağlardan farklı olarak aydınlanmacı felsefenin rol oynadığını görmek de mümkün. Ancak hâlâ dinin baskın rol oynadığı toplumlara ait değerler yönetimi de mevcut. Fakat kanımca bu yüzyılda bireyin değerlerinin yapılandırılmasında kendisinin aktif rol oynaması gerektiği de bir gerçek.
Karakter doğuştan mı gelir sonradan mı edinilir?
Bu soru da yukarıda belirttiğimiz gibi hâlâ araştırılan bir konu. Ancak bugün itibarıyla bu konudaki bilgilerimiz daha gerçek. Bu konuda şunu söyleyebiliriz: Artık günümüz insanı Sokrates dönemindekinden daha fazla, yüzeysel bilgiden uzaklaşmaya çalışıyor. Yani daha fazla kendine dönmüş durumda.
Aynı zamanda bu konuda daha fazla içe dönmeye, yani bir uyanışa ihtiyaç var. Belki de bugün itibarıyla bilimsel bilgiye daha fazla ulaşılabilir olması bu uyanışların artmasına olanak tanıyabilir.
Aslında Sokrates döneminden bu yana bilgi bir bütün biçiminde kişiler tarafından ulaşılabilir. Ancak günümüzde telekomünikasyon araçlarının daha fazla olması kişiler arası iletişimi artırmış durumda. Her dönem insanlar kendi davranışlarının temelini merak etmiş görünüyor. Fakat iletişimin olmaması diğerinden haberdar olma konusunda eksik bir şeyler bırakmış olabilir. Bugün de iletişim ağının genişlemesiyle oluşan bilgi kirliliği de belki bunun gibi bir boşluk oluşturuyor.
Başlığa gelirsek, aslında insan açısından sperm ve yumurta birleşerek zigotu oluşturur. Bu birleşme ile biyolojik bilinç zigot olarak devam eder. Burada oluşan biyolojik bilincin kalıtsal niteliği eşsizdir. Zigottan sonra yaklaşık 6. haftada Tanrı’nın ruhunun üflenmesiyle başlayan kendini bilme bilinci de beden ve ruhun eşsiz entegrasyonuna tabidir. Bu da kişinin biricik olmasını sağlar. Elbette burada kendini bilme, dil ve konuşma becerisi gelişene kadar sınırlıdır. Ancak bu zamana kadar da oluşan bir epigenetik hafıza mevcuttur. Yani madde ve ruhun entegrasyonuna çevrenin etkisiyle kalıtsal ifade değişir. Bu da kişiye özeldir. İşte bu adımlarla başlayan karakter, daha sonra kişinin kendi kararlarını verme aşamasına kadar otomatik devam eder.
Burada bir insanın anne rahmine düştükten sonra aldığı nefesin kalitesine kadar her şey karakterini etkiler. Aslında bize doğuştan tüm değer bilgisi verilir. Ancak biz onu bedensel, ruhsal ve çevresel özelliklere göre işleriz. Bu aşamada kişi kendi karakterini anlamaya çalışana kadar her şey yüzeyseldir. Ve kendi kararlarımızı vermeye başlayınca o ana kadar sahip olduğumuz değerler sistemi bizi alacağımız kararlara götürür. Tabii burada eğitim ve aile ön planda ve çevre etkili durumdadır.
Ancak biz deneyimlerimize bağlı olarak değer sistemimizi değiştirmek isteyebiliriz. İşte o zaman bizim kendimizle çalışmaya başlayacağımız kesindir. Bu bir uyanıştır aslında. Burada biz artık nefes alışımızdan beslenmemize kadar tüm davranışlarımızla çalışmaya başlarız. İşte bu saatten sonra yapacağımız egzersizler bizim epigenetik hafızamızı da değiştirir. Bu kolay bir süreç değildir, ancak başarılabilir. Böylece beden ve ruh entegrasyonundaki değişimi de sağlayabiliriz.
“Kendi kararlarımızı vermeye başlayınca o ana kadar sahip olduğumuz değerler sistemi bizi alacağımız kararlara götürür.”
Burada bize koçluk sistemi dahil pek çok araç yardım edebilir. Çünkü değişim için kendini değişime uyumlayarak model olmuş koçlar ya da psikologlar veya psikiyatrlar bize yardımcı olabilir. Zaten günümüzde bu alanlar bütünleşmiş biçimde çalışmaktadır. Kişiler isterse kendi çalışmalarını ücretsiz kanalları kullanarak da yapabilirler. Ancak çoğu zaman bir destek almak gerekmektedir.
Sonuç olarak;
Burada diyebiliriz ki karakter ve değer iç içedir. Ancak insan doğumundan itibaren bunun farkında olana kadar aile, eğitim ve çevresinin etkisindedir. Elbette burada amaç bu etki alanlarında değer üretimi yaklaşımları geliştirmek olmalıdır. Ancak kişi kendi farkındalığını kazandığında kendi değer sistemini oluşturmak için bir uyanış yaşar.
Karakterin değişmesi kolay bir şey değildir. Fakat kişi isterse seçimlerini değiştirerek yaptığı egzersizlerle yaşadıklarını dönüştürüp karakterini sağlamlaştırabilir.
Bu konuda bazen bir kitap, bu yolculuğu başlatırken bazen bir kişi bazen bir söz bu konuda etkili olabilir. Adalet, dürüstlük, saygı, sevgi gibi değerler zaten bizde mevcuttur. Önemli olan bu konuda yeniden düşünmek ve yüzeysel bilginin ötesine geçmektir. Bu yüzeysel bilginin ötesine geçmek için de kendi kendimizle çalışmalar yapmamız gerekir.
Bu konuda ilk adım nefesimizle çalışmak olabilir ve doğru bilgi kaynaklarından aldığımız nefes çalışmaları etkili olabilir. Bununla beraber düşünsel dünyamızı düzenleyebiliriz. Aslında bütün bunları bir uzmandan rehberlik alarak yapmak da yararlı olabilir.
Karakter ve değer süreci bir bütündür. Ve her kişide özeldir. Bu özel çalışmalar, sonrasında kişiler arası iletişimde de rol oynayacak ve toplumsal yapıda buna göre şekillenecektir.
Nurhayat Kayar
Yazar, Profesyonel Koç
NOT: Metinde bahsi geçen nefes çalışmaları ve davranış değişiklikleri genel bilgilendirme amaçlıdır. Kronik solunum yolu rahatsızlığı veya psikolojik tanıları olan bireylerin bu tür egzersizleri uygulamadan önce bir tıp doktoruna veya alanında uzman bir terapiste danışmaları önerilir.
Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2025 Ocak Sayısında
0 yorum