Hayatın Anlamı İçimizde

Published by koru on

Gülşah Çidem
Rehber Öğretmen, Profesyonel Koç
@gulsahcidemkocluk


“Sürekli şikayet edilen rutinler yerini bir zaman sonra anlamsız eylemlere bırakıyor. Anlamsız eylemler giderek değersizlik hissine dönüşmeyi tercih ediyor. Anlamsızlığın ve değersizliğin hakim olduğu bir hayat da koskocaman boşluk olarak yaşamlarımızın merkezine oturuyor.”

Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu.” diyor İnsanın Anlam Arayışı kitabında Victor Frankl. İnsanın içinde olabileceği en olumsuz ve umutsuz bir ortamda, toplama kampında yazmış bu cümleleri. Bu denli zorlu koşullarda yaşamda kalabilmeyi sağlayan temel güç neydi peki? Kendi gerçeğini ve anlamını kendi içinde yaratabilme becerisiydi.

Hepimiz hayatımıza bir şeylerle anlam katmaya çalışıyoruz. Biz mi yaşamdan bir şeyler bekliyoruz ya da yaşam mı bizden hep bir beklenti içinde? Düşünebilme yetisine sahip her canlı içinde olduğu her eyleminde bir anlam bulma ihtiyacını hisseder. Günümüz hız çağında bol kaydırmalı günübirlik yaşamlar yaşarken bunu daha iyi anlayabiliyoruz sanırım. Derin bağ ve güvenden uzak, yüzeysel ve çok faktörlü duygusal korumalı hayatlarımızdaki rollerimizi yerine getirirken yaşamda asılı kalan boşlukları doldurmaya çalışır buluyoruz kendimizi.

Kimsenin derinleşmeye yeterince zamanı yok. Acele verilen kararlar, dikkat dağıtan çoktan seçmeli imkanlar, yerine getirilmesi gereken görevler, okunmayı bekleyen kitaplar, her biri ileri tarihe alınmak için sepette bekleyen hayaller ve ne hissettiğini dahi anlayamadan geçip giden ertelenen hayatlar. Sürekli şikayet edilen rutinler yerini bir zaman sonra anlamsız eylemlere bırakıyor. Anlamsız eylemler giderek değersizlik hissine dönüşmeyi tercih ediyor. Anlamsızlığın ve değersizliğin hakim olduğu bir hayat da koskocaman boşluk olarak yaşamlarımızın merkezine oturuyor. Sonrasında ise mutsuzluk rahatça tüm ruhumuzda kol gezerken yanına umutsuzluğu da ekliyor. İşte o vakit anlamsızlık yerle bir olan, yaşandığı zannedilen ama aslında yaşanmamış olan hayatları çoğaltıyor.

Pek çoğumuz benzer şeyler yaşamış veya hissetmişizdir. Gerçek yaşam amaçlarımızı bulmaya çalışırken pek çok duygusal enkazın altında kalanımızın sayısı oldukça fazladır. Hemen hemen kendine şu soruyu sormayan kimse yoktur diyebiliriz: ”Ne için yaşıyorum?”. Beni bu hayatta yaşama bağlayan en temel değer veya amaç nedir? Birlikte düşünmeye ne dersiniz? Hadi cevaplarınızı düşünün biraz.

  • Yaşamda yer aldığımız her anı değerli kılan temel inancımız nedir?
  • Bizi bu yaşama ait hissettiren en güçlü duygumuz ne peki?
  • Bizi biz yapan, olmazsa olmazlarımızın bir listesini yapsak o listede neler yazardı acaba?
  • Her günümüzü kutlanmaya layık hissettiren kök nedenlerimiz neler?
  • Buradan neyle ayrılmak istiyoruz? Ve yaşam izimizi neyle bırakmak istiyoruz?

Kimilerimizin yaşam amacı aile olurken kimilerimiz içinse iş veya statü oluyor. Başarılı, çalışkan, nezaketli, cesur, iyi huylu, anlayışlı, saygılı, sevilip sayılan, değer verilen, ilham veren, düşünceli, yetenekli vb. olmak veya olmaya çalışmak; işte tüm bu nitelikleri tercih etmek esasında içimizdeki anlamda gizli.

Bu dünyaya neyle geldiğimizden çok bu dünyadan nasıl geçtiğimiz ve neler hissettiğimiz (hissettirdiğimiz) hayatın anlamını yaratan asıl gerçeklerimizdir. Yaşam yolunda kalp pusulamızın yönünü kendi yaratmak istediğimiz anlamlara çevirelim.

Sevgiyle..

Gülşah Çidem
Rehber Öğretmen, Profesyonel Koç
@gulsahcidemkocluk

Not: Süreğenleşen değersizlik hissi, derin boşluk duygusu ve umutsuzluk, ruh sağlığı profesyonellerinin desteğini gerektiren bir durumun habercisi olabilir. Bu hislerle tek başınıza başa çıkmakta zorlandığınızda bir psikolog veya psikiyatristten görüş almanız önerilir.

Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2025 Nisan Sayısında


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir