İş Yaşamında An’lardan An’lam Yaratmak

Published by koru on


Cansın Duman
Girişimci / Kurumsal Eğitmen / ACC
@cansin.duman

Anlam, dış dünyada aranan bir hazineden çok, iç dünyada keşfedilen bir cevherdir.”
Carl Jung

İçinde yaşamın geçtiği her alan, bizler için harcanan vaktin ötesinde; anlarla bezenmiş, tükenirken büyüyen bir hazine gibidir. Bu noktada iş yaşamını yaşamdan ayrı düşünmek, benim değerlendirme merkezimde mümkün değildir. Konu, işi ötesine geçmektir; işin bütünde yarattığı faydayı anlamak, faaliyetler arasında kendinden bir iz bırakmak ve o an ve gelecek için bir anlam yaratmak ve inşa etmektir.

“Bugün de saat geçmiyor, mesai bitse de kendimle buluşsam!” hissiyatı, bize anların önemini unuttururken bir yandan da yaşamımızla kesişmeyen bir üretim alanına gerçekliğimizi hapseder.

Vakitsiz öten horoz misali, zihin sesimiz sabahın ilk ışıklarıyla adeta kilitsiz bir odaya yaratıcılığımızı, etki alanımız için atabileceğimiz adımları kapatır ve bizi çaresiz hissettirir. Karanlıkta bıraktığımız varlığımız, iç dünyamızın en derin sularına içi dolu bir sandık gibi gömülür; bizi potansiyelimizden uzaklaştırır. Oysa geçirdiğimiz her gün, yaşadığımız birçok an ne anlamlar yaratmıştır!

Anı Yaşamak mı, Anlamı Görmek mi?

Günlük iş temposunda çoğu zaman hedefleri kovalarken yaşanan anları kaçırıyoruz. Hâlbuki anlam, büyük adımlarda değil; fark ettiğimiz küçük detaylarda saklıdır.

Prosedür ve politikalar, sağlıklı sınırlar çizmek ve kayıtlı bir işleyiş yaratmak adına çok önemlidir; gözden kaçırılan ise o sınırlar içerisinde yaratılan anlamın seslendirilmesidir. Yaşadığımız her anı görmek mümkün müdür? İnsani sınırlarımız var; bu sebeple mümkün değildir. Odaklanmak ve ana hattı yakalamak ise mümkündür; onu fark ettiğimizde başlar anlam kendini göstermeye.

  • Ben ne yapıyorum? Bu mesleği neden yapıyorum? Bu iş, değerlerimle nasıl örtüşüyor?
  • Burada neler oluyor? Neden oluyor?
  • Burada olan şey nelere katkı sağlıyor?
  • “Bunun ne manası var?” dediğim neler yaşıyorum?

Durup zaman zaman bunları hatırlamak ve/veya hatırlatmak gereklidir. Bu yüzden iş yaşamında “mesajlar/mottolar” çok değerlidir; gerçekleştirmek adına adım atıldığı sürece.

Hansel ve Gratel’in Yolculuğu

İş dünyasında da bazen ormanda kayboluruz. KPI’lar, projeler, e-postalar arasında kendi “neden”imizi unutabiliriz. İşte tam o noktada, tıpkı Hansel ve Gratel gibi, bıraktığımız küçük kırıntılara (geçmiş deneyimlere, değerlerimize, niyetimize) geri dönmemiz gerekir.

Hikâyeyi hatırlayalım… Bir zamanlar iki kardeş, Hansel ve Gratel, ormanda kaybolduklarında yollarını bulabilmek için geride küçük ekmek kırıntıları bırakmışlardı. Ama kuşlar o kırıntıları yemiş, izleri silmişti. Yalnız kalmış, korkmuş, yön duygularını yitirmişlerdi.

Aslında bu hikâye yalnızca çocukluğumuzun masalı değil; iş yaşamındaki insanın da hikâyesidir. Biz de bazen hedefler, performans göstergeleri ve bitmeyen toplantılar ormanında kayboluruz. Her sabah işe giderken içimizde bir niyet taşırız oysa: katkı sağlamak, üretmek, anlam yaratmak…

Ama zamanla ormanın içinde yönümüzü kaybetmeye başlarız. Bir noktadan sonra ne için yürüdüğümüzü, hangi değerle ilerlediğimizi unutabiliriz. İşte tam da o anda “ekmek kırıntılarını” yeniden hatırlamak gerekir. Bu kırıntılar bizim değerlerimizdir; bizi motive eden anlam, çocuklukta duyduğumuz o içsel merak, işin özündeki “neden”dir. Kaybolduğumuzu fark ettiğimizde geriye dönüp bakabileceğimiz işaretlerdir aslında.

Ama hikâyeyi bugünün dünyasında biraz değiştirebiliriz. Belki artık o kırıntıları geri dönmek için değil, ilerlemek için bırakıyoruzdur. Çünkü iş yaşamında geriye dönmek değil; deneyimlerden öğrenerek yeniden yön bulmak esastır.

Bir projede yaşadığımız kriz, ekipteki bir anlaşmazlık ya da alınan bir karar; hepsi birer “ekmek kırıntısı”dır. Eğer onlara dikkatle bakarsak, her biri bize yeni bir şey öğretir: iletişimi nasıl kurduğumuzu, hangi anda duygusal tepkilerimizin ağır bastığını, neleri görmezden geldiğimizi… Yani aslında kaybolduğumuzu sandığımız her an, kendimize dönebildiğimiz bir fırsattır.

Hansel ve Gratel hikâyesinin sonunda kardeşler evin yolunu bulurlar. Ama bu kez o yolu ezberden değil, deneyimlerinden öğrenmiş olarak yürürler. İşte iş yaşamında da anlam, dışarıda bulunmaz; her gün bıraktığımız küçük izlerin toplamında doğar.

Gerçek liderlik, bu izleri toplayabilen; her anı bir öğrenme alanına çevirebilen farkındalıktır. Çünkü bazen kurumların da yönünü bulması için yalnızca bir ekmek kırıntısına değil, o kırıntının neyi hatırlattığını görebilecek bir bilince ihtiyacı vardır.

Bazen de hikâyedeki üvey anne gibi, kaynaklarımızı tüketip bizi kaybolmuş hissettiren durumlar, olaylar ve kişilerle karşılaşırız. İşte o zaman öz kaynaklarımızı fark etmek, deneyimlerimizi hatırlamak ve güçlendiricilerimizle yeniden inşa etmek, anlam ile mümkün olur. Ne olursa olsun, o potansiyele sahip olduğumuzu unutmadan ilerlemeye ihtiyacımız vardır; anları hatırlayıp anlam bulmak ise bunun anahtarıdır.

Kurumsal Hızın İçinde Durağan Alanlar Yaratmak

Her şeyin hızla aktığı bir ortamda yavaşlamayı, durmayı ve anlamı konuşmayı cesaretle seçmek gereklidir. İç motivasyon için bu neredeyse şarttır; anlamı konuşan kişi, o yolda ilerlemek adına anlar yaratacaktır. Bu da iş yaşamında iş doyumunu işaret eder.

İş doyumu, kişilerin işlerine yönelik memnuniyet düzeyini ifade eder. Kişiye özgüdür; bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenir. Burada iç faktörleri keşfedelim!

Kendi iş doyumunuzu nasıl artırırsınız?

  • Büyük resimdeki katkınızı görerek ve özümseyerek
  • Olumsuz düşüncelerinizi yeniden çerçeveleyerek
  • Kendi iş-yaşam dengesi için sınırlar belirleyerek
  • Kendinize güven duyarak
  • Yargısız dinleyerek
  • Öz farkındalık / öz yeterlilik inancı geliştirerek
  • Nelerin sizi memnun ettiğini keşfederek

İş Doyumu ve Kariyer Vizyonu

İş memnuniyeti / iş doyumu çarkı ile mevcut durumunuzu tespit ederek geliştirilmesi gereken alanları belirleyebilirsiniz. Ayrıca bu çarkı ekibinize de uygulayabilirsiniz. Çarkta yer alan etmenler; meslektaşlar, çalışma koşulları, iş yükü, özerklik, eğitim ve gelişim fırsatları, kişi-çevre uyumudur. Her alanı 1–10 arası derecelendirebilirsiniz.

Bir şirket, çalışanların beklentisine uygun bir karar almadıysa; süreç adaleti yoksa; mevcut şartlarda ekosistemin gidişatının tersine, negatif bir hareketlilik içindeyse iş doyumu azalacak ve işten ayrılmalar artacaktır.

İş doyumu için bireysel kariyer seçimlerimizde de elbette dikkat edeceklerimiz var. Gerçekten ne istiyorum diye düşünmek, iş vizyon çalışması yapmak, değerlendirme matrisi kullanmak; “Hangi konularla ilgileniyorum? Hangi konularda kendimi yetenekli hissediyorum? Hangi tür işlerde çalışmayı tercih ederim? Hangi tür işlerde kendimi daha mutlu hissederim? Hangi aktivitelerden hoşlanıyorum? Becerilerim neler? Hangi iş ortamlarını tercih ederim? Hangi iş dinamikleri bana uygun? Kendimi nasıl tanımlarım? Hangi alanlarda gelişmek ve geliştirmek istiyorum? Hangi konularda araştırma yapmak hoşuma gider? Nelere ilgim var? Kariyerim için ana hedefim ne? Bu kariyerde çalışmam için nelere ihtiyacım var? Tutkularım neler? Hayattaki amacım ne?” sorularına cevap vermek; belirsizliği neredeyse ortadan kaldırarak bu istek ve beklentilerimizle örtüşen bir meslek ve şirket seçmemize olanak tanıyacaktır.

Cansın Duman
Girişimci / Kurumsal Eğitmen / ACC @cansin.duman

Kaynakça

  • McKinsey. What is Gen Z? August 2024. McKinsey & Company
  • Firstup. Gen Z in the workplace: Everything you need to know.

Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2026 Ocak Sayısında