Yaşama Dair
Kendime Düşünceler-II

Kemal Büyükbelen
Felsefe Öğretmeni
“Dünyanın ne olduğunu bilmemek, nerede olduğunuzun ve ne olduğunun farkında olmamak demektir.”
Kendime Düşünceler‘in ana temalarından biri, kişinin kendisi ve başkaları hakkındaki yargısını analiz etmesinin ve tanrısal bir bakış açısı geliştirmesinin önemidir.
Marcus Aurelius, insanın evrende kendi yerini bulmasını savunur ve her şeyin doğadan geldiğini, dolayısıyla her şeyin zamanı gelince ona döneceğini söyler.
“İçimizdeki yönetici ilke doğa ile uyum içinde olduğu zaman, olaylar öyle bir biçimde yüz yüze gelir ki, olanaklı olan ve kaderin bize verdiği şey her zaman birbirine uyum sağlar. Hiçbir şeye rastgele ya da sanatın ilkelerine uymayacak bir biçimde girişme.
Bazıları kırsal bölgelerde, deniz kıyısında ya da dağlarda kendi içlerine çekilebilecekleri bir yer ararlar; sen de böyle şeyleri bütün yüreğinle özlemeyi bir alışkanlık haline getirdin. Ama bu aptalca bir şey, çünkü istediğin anda kendi içine çekilebilirsin; çünkü insanın çekilebileceği en güzel yer kendi içidir. Hiçbir yer kendi içinden daha sakin olamaz. Hele düşünmek bile sana mutluuk veriyorsa daha ne isteyebilirsin. Mutluluk derken içindeki huzurdan bahsediyorum. O halde kendini bu işe uyarla ve kendi içine sığın.
Seni memnuniyetsiz kılan şeyler neler? İnsanların kötülüğü mü? O halde şöyle düşün: Akla sahip olan varlıklar birbirleri için yaratılmışlardır, hoşgörü de adaletin bir parçasıdır; insanlar istemeden kötülük yaparlar; birbirleriyle savaşırlar, birbirlerinden kuşkulanır, birbirlerini yaralayıp öldürürler. Ama en sonunda kendileri de ölüp giderler. Böyle düşünmeye devam et şikayet etmeyi bırak.
Yoksa kaderinden mi memnun değilsin? Öyleyse, sürekli olarak kendi içine çekil. Atomlardan veya tanrısal öngörüden mi mutsuzsun? O halde evrenin bir kent gibi düşünülmesi gerektiğini gösteren delillere bir bak.
Yoksa vücudunun zayıflamasından mı ürküyorsun. O halde bir kez daha içine çekil, kendi gücünü kavradığında, nefesinin acının ve zevklerin üzerine daha önce düşündüklerini bir kere daha hatırla.
Yoksa şan ve şeref peşinde mi koşuyorsun. O halde unutkanlığın nelere yol açabileceğini, zamanın sonsuzluğunu, ünün önemsizliğini, sana övgüler düzen insanların ne kadar aptal ve dönek olabileceklerini ve ünün nedeniyle saplandığın küçücük alanı gözden geçir. Dünyanın tamamı evrende bir noktadan ibarettir. Benim yaşadığım yer ise noktanın bir parçasından ibaret. Bu kadar küçük bir yerde bana övgüler düzen ne kadar insan var? Bu insalar nasıl insanlardır? O halde kendime ait olan yere çekilmeliyim. Üzülmemeliyim, kızmamalıyım, özgürlüğümü korumalıyım, bir vatandaş bir insan gibi yaşamalıyım.
Dışarıda olup bitenler benim aklımı etkilemez, çünkü onlar hareketsizdirler, bütün korkularımız içimizdeki düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Şu anda var olan her şey değişim halindedir ve kısa bir süre sonra da yok olup gideceklerdir. Evren değişim, yaşam ise düşüncedir.
Olaylara, sana düşüncelerini kabul ettirmek isteyen insanların baktığı açıdan değil, kendi gördüğün açıdan bak. yapacağın şeyin sana ün kazandırıp kazandırmayacağını ya da insanların hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmemelisin.
Başka insanların yaptıklarına, söylediklerine ve düşündüklerine aldırış etmeyen, sadece iyi bir insan olmak için kendi yaptıklarıyla ilgilenen bir insan ne çok zaman kazanır. Diğer insanların kötülükleriyle ilgilenme, yoluna devam et.
Güzel olan her şey kendisi için güzeldir. Alacağı övgüleri boş ver. O kendisi için tamdır. Övgü, övülen şeyi daha iyi ya da kötü yapmaz.
Evren her şey ile uyumludur, benimle de uyumludur. Biri için zamanında olan bir şey başka biri için erken ya da geç olmaz.
Gerçekten de sadece gerekli olan şeyleri yaparsak daha fazla zamanımız olur ve daha fazla mutlu oluruz. Bu nedenle her yaptığımız şeyin gerekliliğini sorgulamalıyız. Sadece gereksiz hareketlerden değil gereksiz düşüncelerden bile uzak durmalıyız.
Kaderin sana verdiğiyle, adil ve iyi bir insan olarak yaşadığın zaman elde ettiğin doyumla yaşamaya çalış”
İçsel Kale: En Güvenli Sığınak
Bazıları kırsal bölgelerde, deniz kıyısında ya da dağlarda kendi içlerine çekilebilecekleri bir yer ararlar. Ama bu beyhude bir çabadır; çünkü istediğin anda kendi içine çekilebilirsin. İnsanın çekilebileceği en sakin yer kendi içidir.
“Evren değişim, yaşam ise düşüncedir.”
Dışarıda olup bitenler aklımızı doğrudan etkilemez, çünkü onlar hareketsizdirler; bütün korkularımız kendi içimizdeki düşüncelerden kaynaklanır. Eğer düşünmek sana mutluluk veriyorsa, o halde kendi içine sığın ve huzuru orada bul.
Şikayet Etmeyi Bırakmak İçin Stoacı Bakış
Seni memnuniyetsiz kılan her ne varsa, bakış açını değiştirerek onu aşabilirsin:
- İnsanların Kötülüğü mü? Akla sahip varlıklar birbirleri için yaratılmıştır ve hoşgörü adaletin bir parçasıdır. İnsanlar istemeden kötülük yaparlar ve sonunda hepsi ölüp gider.
- Şan ve Şeref mi? Zamanın sonsuzluğunu ve ünün önemsizliğini düşün. Dünya evrende bir noktadan ibarettir; bu küçücük noktada sana övgü düzenlerin ne değeri olabilir? Övgü, güzel olan şeyi ne daha iyi yapar ne de daha kötü.
- Vücudun Zayıflaması mı? Kendi gücünü kavra ve acının/zevklerin üzerine daha önce düşündüklerini hatırla.
Doğayla ve Evrenle Uyum
Evren her şeyle uyumludur, dolayısıyla benimle de uyumludur. Biri için zamanında olan bir şey, başka biri için erken ya da geç değildir. Kaderin sana verdiğiyle, adil ve iyi bir insan olarak yaşadığın zaman elde ettiğin doyumla yaşamaya çalış.
Daha Fazla Zaman ve Mutluluk İçin Altın Kural: Sadece gerekli olan şeyleri yaparsak daha fazla vaktimiz kalır. Bu nedenle her eylemin ve hatta her düşüncenin gerekliliğini sorgulamalıyız. Gereksiz hareketlerden uzak durduğumuz gibi, gereksiz düşüncelerden de kaçınmalıyız.
Kemal Büyükbelen
Felsefe Öğretmeni
0 yorum