Yaşamın Anlamı Üzerine Bir Söylem

Nurhayat Kayar
Yazar, Profesyonel Koç
@nurhayatkayar72
“Birisine “Yaşamın anlamı nedir?” diye sorsak yanıt veremeyebilir. İnsanlar çoğunlukla böyle bir soruya da verilebilecek yanıtlar hakkında fikir yürütme zahmetine girmez. Soru insanlık tarihi kadar eskidir. Ve içinde yaşadığımız zamanda hem gençlerin hem yaşlıların isyan edip kendilerine “Ne için yaşıyorum? Yaşamın anlamı ne?” diye sordukları doğrudur. Bununla birlikte bu soruları ancak bozguna uğradıklarında sorduklarını söylebiliriz. Her şey sütliman ilerlerken ve yaşam önlerine zor sınavlar çıkarmadığında bu soru asla dile gelmez.
“Yaşama yüklenen anlamların sayısı insan sayısı kadar çoktur ve daha önce belirttiğimiz gibi yüklenen her anlam az ya da çok hata barındırır. Hiç kimse yaşamın anlamına tam olarak vakıf değildir. Bir miktar işe yarar olan herhangi bir anlam tamamen yanlış değildir. Yaşama dair tüm anlamlar bu iki sınır arasındaki değişkenlerdir. Ancak bu değişkenler arasından bazılarını daha iyi yanıtlar ve diğerlerini daha kötü yanıtlar olarak ayırt ederiz.” (Yaşamın Anlam ve Amacı)
KeşfetYaşama dair tek bir anlam üretmek mümkün değildir. Yaşam dinamiktir ve bize göre değişen anlamlara sahiptir. Sadece başlangıçta ve sonunda olaylara verdiğimiz anlamların iyisi ve kötüsü olabilir. Bu düşüncelerde iyi dediklerimize yönelik daha iyi anlam ifadeleriyle kötü dediklerimiz içindeki eksiklikleri bulmalıyız. Böylece bilimsel olarak yaşamın anlamını gerçeklikle yüzleştiğimiz durumlardaki anlamı yani doğru anlama dair ölçütleri elde ederiz. Böylece çeşitliliğe katkı sağlarız. Yaşamın dinamik bir yapıda oluşu buna olanak sağlar. Bundan başka hakikat bizim için yoktur, olsa da bu bizi ilgilendirmeyebilir. Bu aynı zamanda yerkabuğunda tek üye olarak yaşamıyor oluşumuzun sonucudur.
Yukarıda belirtilen yaşama dair en doğru anlamı üretme eylemi aslında bu gezegende iş birliği içinde yaşamının bir yoludur. Çünkü burada insanlık için yaşamın anlamına dair doğru arayışımızda sınırımız başka bir doğrunun olmadığına dair olan zihinsel çalışmamızdır. Bu çalışmayı yaptığımızda konu hakkında diğer doğru bizi çok ilgilendirmeyebilir. Bunun nedeni bizim yaşamın anlamına dair doğru çalışmamızdır. Ayrıca insanların iş birliği için bu doğrular üzerinde yeni bir zihin çalışmasına ihtiyaçları olduğu açıktır. O zaman biz sürekli yaşama dair, yaşadıklarımıza dair sorunlarımızdan ürettiğimiz anlamların ilk çalışmalarını yapmalıyız. Bu bizim için anlam kazanan doğrulara dair olacaktır. Gerek koç gerekse de yazar olarak ya da okuyucu olarak bu konudaki düşünce ve duygularımızı mutlaka önce not alıp sonra bir diğerine aktarmalıyız. Ancak bu şekilde aramızdaki bağlantıyı güçlendirecek olan iş birliği çalışmalarını yapmış olacağız.
“Bireysel psikolojiye göre hayatta mesleki, toplumsal ve aşkla ilgili üç temel sorun altında gruplandırılamayacak başka hiçbir sorun bulunmaz. Her bireyin bu sorunlara karşı verdiği yanıt onun yaşamın anlamına yönelik gizli düşüncesini eksiksiz bir biçimde açığa çıkarır.” (Yaşamın Anlam ve Amacı)
Yukarıdaki alıntıda belirtildiği gibi her bireyin yaşamsal problemlere karşı ürettiği yanıt onun yaşamın anlamına dair gizli cevabıdır. İşte yaşamsal problemleri çözebilmek için gerekli olan iş birliğinin sağlanabilmesi için kişi bu yanıtları üretmelidir. Zaten doğal olarak bu anlamlar üretilir. Ancak burada iş birliği için yapılması gereken kasıtlı üretimdir. Başka türlüsü bizim kişiliğimizi izole ederek yaşamamıza neden olur.
“Eğer kişiliğimizi izole bir biçimde topluma katkı hedefi olmaksızın geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorsak şüphesiz baskıcı ve sıkıcı birine dönüşürüz.” (Yaşamın Anlam ve Amacı)
Oysa bu baskıcılığa ve sıkıcılığa karşı çıkıp yani insanın bencilliğine, egoistliğine karşı çıkıp bir anarşist ruhu benimsemesi gerekir. Başkasına katkıyı temel alırsak bu anarşist ruha bir de iyi bir hedef kazandırmış oluruz. Burada bu bencilliğin yani iş birliğine engel kabulün dışına çıkıp bencil sancılara karşı çıkarak başkasına iyilik hedefi anarşist iyilik olarak görülebilir. Çünkü insanlar genellikle hayatlarını bencilliği besleyen sıkıcı ve baskıcı bir ruhla geçirdiklerinden başkasına katkı konusunda zayıf kalırız. Ve toplumsal dengede sorunlar çözülemez. Aynı şekilde mesleki ve aşk konuları da bu duruma dahildir. Ancak bu anarşist iyi ruhu kendilerinde görenler kendilerinden sonraya iz bırakanlardır. Diğer kabulle evrende bir iz bırakmak mümkün olmayacaktır. Çünkü insan bu bencil, baskıcı ve kıskanç rol modeliyle kendinde olanı açığa çıkarmayı başaramayacaktır.
“Yalnızca bütüne katkı sağlamayı arzu eden, ilgisi kendisine odaklanmayan çocuk kusurlarını dengelemek için başarılı bir şekilde eğitilebilir.” (Yaşamın Anlam ve Amacı)
Sonuç olarak; kendine odaklanan bir kişi orada sadece kendini görüyorsa bencillik batağına sürüklenmiş olacaktır. Ancak kendindekini görmeye çalışırken diğerine de odaklandığında uyanmış olacaktır. Bu uyanış kendinde olan anlamı ortaya çıkarırken diğeriyle bağ kurma arayışıdır. İş birliği olmadan yaşamsal problemlerin çözülmesi mümkün değildir.
Not: Varoluşsal krizler, anlamsızlık hissi ve derin umutsuzluk süreçleri bazen klinik depresyonun belirtisi olabilir. Bu gibi durumlarda bir profesyonel koç desteğinin yanı sıra uzman bir psikolog veya psikiyatriste danışmanız sağlığınız için önemlidir.
Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2025 Nisan Sayısında
0 yorum