Sallanacak Vakit Yok!

Published by koru on

Selma ÇalışkanYaşam Koçu & Kişisel Gelişim Uzmanı


“Kimin aklına getirebilirdi ki, kiracısına ‘çık’ diye baskı uygularken aynı çadırda, aynı ateşin etrafında ısınmak zorunda kalacağını; kim düşünebilirdi ki annesine, babasına, bacısına, evladına ‘iyi geceler’ diyerek yattığı geceden, onların cansız bedenine sarılmak için uyanacağını?”

“Sallanacak vakit yok!” İnternette dolaşırken klavyemin tuşlarına takılan bu cümle ile daldım derin düşüncelere. Düşünceler içinde boğuşurken yüreğimin çarpıntısını hissettim sessizce ve en derinden. Ne kadar dikkat çekici ve anlamlı; “Durma, harekete geç” der gibi.

Allah’ım, biz ne yaşadık böyle? Biz nasıl bir sabaha uyandık 6 Şubat 2023 saat 04:17’de? Hiç bu kadar önemli olmamıştı hoyratça harcadığımız bir zaman dilimi ve hiç bu kadar anlamsız kalmamıştı bir binanın maliki olmak. Artık biliyoruz ki, bir ömür boyu kelimeler kifayetsiz kalacak karanlık gecenin sabahına uyananlara ve inanıyoruz ki; “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” bu acıyı yüreğinin derinliklerinde taşıyanlara. Tıpkı Beyaz Orkide dizelerinde olduğu gibi:

Güldürmeyen, ağlatmayan Sinsi bir ok öldürmeyen Çaresi yok bu yaranın Kimde kalır kabukları

Kimin aklına getirebilirdi ki, kiracısına “çık” diye baskı uygularken aynı çadırda, aynı ateşin etrafında ısınmak zorunda kalacağını; kim düşünebilirdi ki annesine, babasına, bacısına, evladına “iyi geceler” diyerek yattığı geceden, onların cansız bedenine sarılmak için uyanacağını.

Hangi merhem iyileştirir ki babasının cansız bedeni altında kurtarılmayı bekleyen bir çocuğun ruhunda açılan yaraları? Hangi su söndürebilir ki cansız kızının elini veda eder gibi tutan bir babanın yüreğindeki yangınları? Her yıkıntının altında ayrı bir hayat hikayesi saklı; kimisi yaşanmışlıklarıyla veda etti hayata, kimisi de yaşayamadıklarıyla, kimileri de kendilerine bile itiraf edemedikleri sırlarıyla gömüldü toprağa.

Bazen bir ölüm, bir doğumla dengelendi enkazların altında. Şaşkın bakışlara ibret olsun der gibi… Bir bebek, yıkıntılar arasından ümit yeşertir gibi “merhaba” diyor iken yaşama; bir anne, “En büyük hazineler harabeler arasından çıkar” der gibi sunuyor dünyaya, bedeninde sakladığı hazineyi.

Ne kadar anlamlı bir veda bu Allah’ım; gecenin arkasından sabahı, kışın arkasından baharı müjdeler gibi sessizce kapıyor gözlerini geride kalanlara “Umut” bırakarak.

“Doğum ve Ölüm” İşte hayatın özeti…

Ve bir umut doğdu yüreklerde; kimse kayıtsız kalmadı, sessiz kalmadı verilen mesajlara. Herkes koydu yüreğini ortaya. Herkes oradaydı; sağcı, solcu, Alevi, Sünni ayrımı yok; çünkü biz birlikte güzeliz, birlikte güçlüyüz. Sanatçı, sporcu, işçi, madenci ne fark eder? İnsan olmanın bilincini taşıyan herkes bir. Ne demişti birleştirici, yapıcı, hoşgörü sahibi olarak gönüllere taht kuran Hacı Bektaş Veli: “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

Kardeşlerimiz yaşam mücadelesi verirken yardım elini uzatan AFAD da bizim, AHBAP da bizim. Bizler acının, gözyaşının, ölümün arasından insanlığın var oluşuna şahit olmadık mı? Bir olmanın onuruna, gururuna tanık olmadık mı? “Bugün değil de ne zaman?” diyen yüreklerin, gözlere yansıyan vefasına hayranlıkla bakmadık mı? Evet, baktık, şahit olduk ve bütün dünyayı tanık tuttuk.

Görev bitti mi? Hayır. Şimdi sıra yaraları sarmakta. Evet, hemen şimdi harekete geçelim! Çünkü:

“Sallanacak vakit yok!”

Selma Çalışkan
Yaşam Koçu & Kişisel Gelişim Uzmanı

Yazının Tamamı Koru Coaching Magazine 2023 Nisan Sayısı




0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir