Anne Baba Olmak
Gülşah Çidem
Rehber Öğretmen, Profesyonel Koç

“Biz ebeveynler olarak çocuklarımızda olmasını istediğimiz ya da beklediğimiz o niteliklerin hangilerine sahibiz? Kaçımız sorumluluklarımızı ertelemeden yapabiliyoruz ya da duygularımızın farkındalığını yaşayarak davranışlarımıza yön verebiliyoruz?”
Anne babalar olarak çocuklarımızı hayata güvenli bir şekilde ve sağlam temellerle hazırlama ihtiyacı duyarız. Kişilere göre önem derecesi farklılık gösterse de çocuklarımız için istediğimiz temel beklentilerimizi çoğu zaman şöyle sıralamak mümkündür: Yeteneklerini kullanabileceği iyi bir kariyer; sosyal iletişimi gelişmiş, duygularını idare edebilen, özgüvenli, sorumluluk bilinci gelişmiş, mutlu ve kendiyle barışık bir karakter; sebat (dayanıklılık) etme becerisine sahip olan, hedefleri doğrultusunda kararlı adımlarla ilerleme gücüne sahip bireyler olmaları… Daha pek çok nitelik eklenebilir bu listeye.
Bununla birlikte, çoğumuzun beklentileri arasında ilk sıralarda yer alan şey; mutlu ve sağlıklı gelişen bireyler olmalarıdır.
Peki ya biz ebeveynler olarak çocuklarımızda olmasını istediğimiz ya da beklediğimiz o niteliklerin hangilerine sahibiz? Kaçımız sorumluluklarımızı ertelemeden yapabiliyoruz ya da duygularımızın farkındalığını yaşayarak davranışlarımıza yön verebiliyoruz? Öfkemizi denetleyebiliyor muyuz; içsel motivasyonumuzun rehberliğinde hedeflerimiz uğruna kararlı biçimde yol alabiliyor muyuz?
Dürüst olmak gerekirse biz de bazen yolda kalıyor ve desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Tıpkı bizim yaşam ayak izlerimizden giden çocuklarımız gibi… Deneyimi olan güvenebileceğimiz bir dost eline, samimiyetini hissettiren bir arkadaş sözüne ya da bizi olduğumuz gibi kabul eden bir ebeveyne duygusal olarak ihtiyaç duyabiliyoruz. İşte çocuklarımız için de bizler, en büyük duygusal destek hazinesiyiz.
Çocuklar; anne babaları tarafından sahip oldukları tüm karakteristik özellikleri ve becerileriyle, oldukları gibi kabul görme ihtiyacı duyarlar. Anne baba tarafından görülme, duyulma ve anlaşılma gereksinimleri temel gereksinimleridir. Eleştirmeden, tavsiye veya öğüt vermeden yalnızca onu dinleyebilen ebeveynler onlar için adeta duygusal bir can simidi gibidir. En zorlu duygularla baş etmeye çalışırken sığınabileceği güvenli bir limandır.
Günümüzde ebeveyn olmak kadar çocuk olmak da zor. Taşıdığımız sosyal kimlikler ve bu rollerin getirdiği sorumluluklar işimizi biraz daha zorlaştırabiliyor. Anne babalar olarak çocuklarımız için en iyisini, en güzelini yaratmaya çalışırken pek çok alanda aynı anda çaba sarf etmek durumunda kalıyoruz. Daha iyi eğitim almaları; sosyal, sanatsal ve sportif gelişimlerinin desteklenmesi; daha iyi şartlarda yaşama hazırlanmaları için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. İşte tüm bunları yaparken çocuğumuzla duygusal ilişkimizin kalitesini gözden kaçırabiliyoruz. İyi dinleyemeden eleştirel tepkiler veriyor, yargılayıcı ifadeler içeren konuşmalarla çocuğumuzu duygusal olarak bizden uzaklaştırabiliyor; sonrasında tüm bu olanları telafi etmek için daha çok efor sarf ediyoruz. Bunun gibi olumsuz döngüler yaşadığımız anlarda belki kendimizin o anda neye ihtiyacı olduğunu sorup, o ihtiyacımızı karşılama önceliğini kendimize tanıyarak kendimizi destekleyebiliriz.
Sevgili ebeveynler, her çocuk ayrı bir hazinedir. Zor olanları kolaylaştırmak ve pozitif bir aile atmosferinde keyifle yaşamak mümkündür. Çocukların, yaşları kaç olursa olsun koşulsuz anne baba sevgisi ve ilgisine; anne babalar olarak bizlerin de onların saf sevgisine ihtiyacımız vardır. Her ebeveyn kendi çocuğunun uzmanıdır. O nedenle ev içi sevgi ortamında çocukla duygusal veya fiziksel temas halinde kuracağımız iletişim, çocuğumuza yapabileceğimiz en güzel yatırımdır.
Sevgiyle…
Gülşah Çidem
Rehber Öğretmen & Profesyonel Koç
Koru Coaching Magazine, 2023 Ocak sayısında yayınlanmıştır.
0 yorum